Ekin Kadir Selçuk, “Geç Kaldığımız Her Şey Gibi” isimli ilk romanında, beyin kanaması geçiren bir akademisyenin yaşamının nasıl köklü bir şekilde değiştiğini anlatıyor. Bu eser, karakterin içsel çatışmalarıyla yüzleşmesini ve hayatında açılan yaraları keşfetmesini merkezine alıyor. Selçuk, romanında toplumda ve akademik dünyada yaşanan yozlaşmayı, erkek şiddetinin etkilerini, derin mutsuzluğu ve karamsarlığı cesur bir şekilde ele alıyor. Hakan Kaplan, bu çalışmasıyla okuyuculara günümüz insanının karşılaştığı zorlukları ve bu zorluklarla baş etme yollarını sorgulatan bir hikâye sunuyor. Roman, sosyal sorunları gözler önüne sererken, okuyucuyu düşündürmeye ve sorgulamaya iten bir yapıya sahip.